Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü, Bitki Besleme Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nesrin Astam Yıldız, 2016 yılının Tarım’da önemli bir yıl olacağını belirterek, “Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), son zamanlarda her yıla bir tema yükleyerek, doğal kaynaklarımızı küresel boyutta sürdürülebilirlik ilkesine göre yönetmemizi sağlamaya çalışmaktadır. Örneğin 2013 yılını “Uluslararası Su Dayanışma Yılı”, 2014 yılını “Uluslararası Aile Çiftçiliği Yılı’ , 2015 yılını “Uluslararası Toprak Yılı” ve önümüzdeki 2016 yılını “Uluslararası Bakliyat Yılı” olarak deklare etmiştir” dedi.
Tarıma sürdürülebilir yapı kazandırmanın yolunun bir çok faktörden geçtiğini anlatan Prof. Dr. Nesrin Astam Yıldız, “Bunlar, Dengeli gübreleme, toprak koruma, Nadası azaltılmak, Ürün çeşitlendirmek, Yılda birden fazla ürün alma yolları araştırmak, Tarım alanlarının tarım dışı kullanımını önlemek, Bitki-hayvan çeşitliliği sağlanmalı, Düşük-girdi kullanım yolları aramak, Çiftlik gübresi ve organik atıkları gübre olarak kullanmak, Zararlılarla biyolojik mücadele etmek, ekim nöbetine baklagiller katılmak. Hangi tarım şekli uygulanır uygulansın girdiler kontrollü şekilde yönetilmelidir. Çünkü Paracelsus an Downie ‘nin dediği gibi ; “Herşey zehirdir, mühim olan dozdur” . Bu nedenle Tüm girdilerin olası olumlu ve olumsuz etkileri uzun metrajlı denemelerle , çevre -doğa- insan -hayvan dostu olup olmadığı, Küresel ölçekte ele alınarak Sürdürülebilirliği netleştirilmelidir” diye konuştu.
“İnsanoğlu toprak-bitki vazgeçilmezinin uyumunu; su , gübre , tarımsal mücadele ilacı, islah girdileri vb müdahalelerle yönetmeye çalışmaktadır” diyen Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü, Bitki Besleme Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nesrin Astam Yıldız, “Gübreler arasında Dünya ölçeğinde, toprakların en çok açlık çektiği element AZOT’tur. Ayrıca insan beslenmesi dolaylı olarak öncelikle azot gübrelemesinden destek alan ürünlerle mümkündür, çünkü verim potansiyelini artırma yönünden azotun getirisi yüzde 60’lara varan paya sahiptir. Doğada yüksek oranda bulunan elementel azottan çoğu kültür bitkisi istifade edemediği için ( Baklagiller hariç) dışardan azotlu gübre girdisi zorunlu olmaktadır. Azot Doğada Hareketliliği ( Mobilitesi ) yüksek bir gübre çeşidi olduğu için, gerek buharlaşarak gaz halinde havayı, gerekse iyon halinde içme sularını, yer altı sularını, göl ve akarsuları kirletme potansiyeline sahiptir. Bazı azot formları sera etkisi (küresel ısınma)ve ozonun delinmesinde dahi önemli etkiye sahiptir. Avrupa’da azotun doğayı kirletme, insan ve hayvan sağlığını tehdit etme gücü önemsenerek, azotlu gübre yönetiminde ciddi sınırlamalar getirilmektedir. Üründe azalmayı göze alarak azotlu gübrelemeyi, dekara 2 kilograma düşürdüklerini görüyoruz. Bu demektir ki gübreler arasında azotlu gübreler gerekliliği kadar, ciddi potansiyel tehditte oluşturmaktadırlar” dedi.
Günümüzde azotlu gübre kaynaklı, azot krizinin gündemde olduğunu söyleyen Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü, Bitki Besleme Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nesrin Astam Yıldız, “Çevreye bırakılan amonyak ve azot oksitlerin, küresel değişimlere sebep olduğu gayet açıktır. Bu noktadan hareketle , hem doğal yoldan toprağı azotça zenginleştirmek, hem de insan -hayvan sağlığını güvenceye almak adına, besin değeri yüksek olan ( protein, mineraller ve B vitamini) bakliyatları üretme ve tüketme adına Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 2016 yılını bakliyat yılı ilan etmiştir. 2016 yılında, gıda güvenliği ve doğru beslenmeyi amaçlayan sürdürülebilir gıda üretiminin bir parçası olarak “ bakliyatla beslenmenin” yararları konusunda kamu bilincini yükseltmeyi amaçlamaktadırlar. Baklagiller havanın serbest azotunu toprağa kazandıran değerli bitkilerdir. Baklagillerin bu özelliğine “Biyolojik Azot Fksasyonu “ adını veriyoruz. Yeryüzündeki Biyolojik azot fiksasyonu, havadaki serbest haldeki azotun bitkilerin alabileceği “ nitrat ve nitrit” formlarına dönüştürülmesi işlemidir. Doğada Biyolojik azot bağlama potansiyeli, 175 milyon ton civarıdır. Kimyasal gübrelerle 40 milyon ton azot sağlanmaktadır. Biyolojik olarak tespit edilen azotun 90 milyon tonu Rhizobium bakterisi ile baklagiller arasındaki simbiyotik yaşamdan karşılanmaktadır. Atmosferik havada bulunan elementel azotu (moleküler N2) bitkilerle (Yonca, Üçgül, Bezelye, Fiğ, Fasulye, Soya Fasulyesi, Bakla, Nohut vb ) ortak yada bağımsız yaşayan mikroorganizmalar toprağa bağlamaktadırlar.” Diye konuştu.
YETERSİZ ET TÜKETİMİMİZİ BAKLAGİL YETİŞTİRİCİLİĞİNİ YAYGINLAŞTIRARAK TAMAMLAYABİLİRİZ
Ülkemiz mevcut tarım topraklarının bitkisel ve hayvansal verim potansiyeli ve ürün çeşitliliği ile dünyaya kafa tutacak durumdayken, bu saklı enerjisini uygulamaya geçiremeyerek bilakis dışa bağlı ürünlerle ne yazık ki hem tarımda geri kalmışlık hem de gıda güvenliği konusunda risk alma durumunda olduğunu vurgulayan Bitki Besleme Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nesrin Astam Yıldız, daha sonra şunları kaydetti; “Hayvancılıkta istenilen düzeyde olmamamız hem pahalı hem de niteliksiz et tüketmememize neden olmaktadır.. Bu gün ülkemizde kişi başına et tüketimi gelişmiş ülkelerin beşte biri dolayındadır . Et fiyatlarının artışı et tüketimini önemli ölçüde azaltmaktadır. Düşünün kurban bayramında kurban alımında tüketicinin eli titriyor ve halk ,kurbanı büyük oranda yakın çevresine et yedirmek amacıyla kesiyor.. Hayvancılıkta gelişmişlik önceliğimiz olmalıdır. Et fiyatları düşerse et tüketimi artar.. Enflasyonun yükselme nedenlerinden olan gıda fiyatlarında yükselme et fiyatları düşme sayesinde katkıda bulunur. Bilindiği üzere et önemli bir B vitamini kaynağıdır da.. B12 vitamini eksikliği; hafıza sorunları, unutkanlık, halsizlik, yorgunluk yapan çok önemli bir vitamin eksikliğidir. Et yemeyen kişilerde sıklıkla görülürmüş. Bazen mide hastalığı olanlarda da görülür. Halsiz ve yorgun iseniz mutlaka kanda B12 vitamini düzeyi ölçtürünüz diyor doktorlar. Bazı kişiler kolesterol yüksek diye hiç kırmızı et yemez. Bu yanlıştır. Haftada bir kez mutlaka kırmızı et yenmelidir. B12 vitamini ayrıca süt, peynir, yoğurt gibi hayvansal gıdalarda ve balık gibi deniz ürünlerinde de bulunur Et üretimi ve tüketimi konusunda yol alırken, bu beslenme açığımızı kapatacak diğer bir tarımsal ürün bakliyattır. Diğer taraftan ,baklagillerin bitkisel atıkları hem hayvanlara sağlıklı yem hem de toprağa sürdürülebilir besin ve üretkenlik sigortasıdır. Bu nedenle topraklarımız için, toprak – bitki analizlerine dayalı suni gübre ve çevre dostu organik azotlu gübre takviyeleri dışında, hem çevre kirliğini azaltan hem de doğa dostu azot kaynağı olarak baklagil bitkileri yetiştiriciliğini yaygınlaştıralım. Baklagiller toprak azotunun önemli tamamlayıcılarıdır. İklim değişikliği ile başa çıkmada ilk aşama ; tarım ve orman çiftçilerinin organize olmasıdır. Bilindiği üzere, sorunumuz bir araya gelememektir! Bakliyat yetiştiriciliği konusunda bir araya gelmemiz umuduyla.”