Önceki senelerle kıyaslandığında gübre sektöründe faaliyet gösteren firmalar için 2014 oldukça zor bir yıl olarak geçti. Tahsilat sorunu, genelgelerin gereğini yerine getirmek, sektörün önünde en büyük engel olan bürokratik işlemlerin sektörün hızına ayak uyduramaması, döviz kurlarındaki dalgalanmalar, bazı bürokratik işlemlerin il müdürlükleri yerine, Ankara’da ilgili bakanlıklardan sonuçlandırılması veya aracılara ödenen ücretler, gereksiz ve adil olmayan para cezaları, döviz kurlarındaki istikrarsız dalgalanmalar vs… tabiri caizse gübre sektöründe faaliyet gösteren firma temsilcilerine “illallah” dedirtti.
Gübre sektörü ve sorunlarını; yıl içerisinde yazdığım makale ve yaptığım röportajlarla, ilgili yayınları takip eden okuyucularla paylaşmaya çalışmıştım. En önemli sorun ise 2014 yılının ilk günlerinden itibaren paranın geri dönüş zincirinde sıkıntı yaşanması oldu.
Sorun zaman içerisinde çözülür derken, tarım ürünlerinin değerinde satılamaması, ilkbaharın son donlarının bazı bölgelerimizde afet derecesinde etkili olması, tahsilât zincirinde en önemli unsurlardan biri olan ve üretici ile tüketici arasında önemli bir köprü görevi üstlenen komisyonculardan bazılarının muhtelif nedenlerle sıkıntıya düşmesi, buna bağlı olarak da gübre firmalarının ellerinde olan bu komisyonculara ait çeklerin karşılıksız çıkması tahsilât zincirinde ciddi aksamalara neden olup, birçok tarımsal girdi ve gübre firmalarını bitirme noktasına getirdi.
Başka alanlarda ticaret yapıp, gübre sektöründe de faaliyet gösteren bazı firmalar, belirttiğim olumsuzluklara daha fazla direnemeyip gübre sektöründeki faaliyetine son vermek veya faaliyetlerini askıya almak zorunda kaldılar. Ancak senelerdir gübre sektöründen kazandığı parayı, gübre sektörüne yatırım yaparak değerlendiren firmalar, öz sermayelerini kullanarak veya bankalardan kredi çekerek sektörde kalma mücadelelerini devam ettirmeye çalışmaktadırlar.
Yine birçok gübre firması satışını yapıp faturasını kestiği ancak bir kuruş tahsilât yapamamasına rağmen ödemesi gereken sabit giderlerinin yanı sıra, KDV’yi de bankalardan kredi çekerek ödeyip, günü kurtarmasına rağmen, gübre bedelini tahsil edemediğinden veya ellerindeki çekin karşılıksız çıkmasından dolayı vadesinde ödeyemediği banka kredisi yüzünden maalesef borç çıkmazına düşmüştür.
Gübre sektöründe faaliyet gösteren firmalar; 2014’de tahsilât sorununun yanı sıra, birbiri ardından gelen seri genelge ve bürokratik çarkın içerisinde de mücadele etmek zorunda kaldılar. 2014 yılında değişen Organik ve Organomineral gübre yönetmeliği ile, Gübrelerin Piyasa Gözetim ve Denetim Yönetmeliği’ndeki değişiklikler, birçok firmayı haksız yere yüksek miktarda para cezası ödemesine maruz bırakmıştır. Zaten tahsilât sorunuyla kıvranan bu firmalar bir de hukuk mücadelesi vererek haklarını aramak zorunda kalmışlardır.
2014 yılındaki tüm olumsuzluklara rağmen, ayakta kalan gübre firmaları bir taraftan da, dünyadaki gübre sektörü ile ilgili yenilikleri takip ederek gerek AR-GE çalışmaları ile bitkiye özel yeni bitki besinleri geliştirmeye ve gerekse de uluslararası tarım fuarlarına katılarak, kalite yönünden başka ülkelerdeki rakipleriyle boy ölçüşme yarışına katılmışlardır. Müteşebbis gübre firmalarının, bu girişimlerindeki başarıları boşa gitmemiş ve firmalar tamamen yerli kaynaklar kullanarak temin ettikleri organik gübreleri kırka yakın ülkeye ihraç etme başarısını da göstermişlerdir.
2014 yılı gübre sektöründe Mikrobiyal, Mineral ve Organomineral gübrelerin temininde önemli aşamaların kaydedildiği bir yıl da olmuştur. Türkiye’de oldukça yeni olan bu gübrelerin AR-GE çalışmaları sonucu organik tarımda kullanımında önemli mesafeler kaydedilmiş ve EKİM 2014 ayı içerisinde; sektör temsilcileri, üretici veya temin edici firma yetkilileri ve üniversitelerimizin ilgili bölümlerinden konu uzmanı -bilim adamlarının katıldığı MİKROBİYAL GÜBRE ÇALIŞTAYI yapılmıştır.
Önceki senelerde olduğu gibi, 2014 yılında da değişmeyen unsur; kimyasal gübre kullanımında, dünyada tarımda gelişmiş ülke ortalamalarının çok altında kalan kimyasal gübre kullanımımız olmuştur. Bu olumsuzluktaki en önemli neden ise tarım ürünlerinin değerinde satılamaması ve kimyasal gübre temininde yüzde doksanın üzerinde dışa bağımlı olmamızdır.
Genellikle ilkbahar döneminde Azotlu, sonbahar döneminde Fosforlu gübrelerin fiyatları artmakla birlikte, yıllar itibariyle ortalama bazı gübrelerin çiftçiye satış fiyatları aşağıda belirtilmiştir.
Belirtilen rakamlar 2010 – 2014 yılları içerisinde ortalama olarak 50 kg.lık bir torba gübrenin çiftçiye satış fiyatlarıdır. Bazı senelerde döviz kurlarındaki dalgalanmalar, gübrede hammadde kaynaklarına hâkim ülkelerdeki bazı gelişmeler, muhtelif nedenlerle değişen arz-talep dengesindeki farklılıklar, vs. gibi nedenlerle, aynı sene içerisinde kimyevi gübre fiyatlarında bazen yüzde 70’e yakın artma ve düşme tespit edilmiştir.
Yukarıdaki rakamlar tetkik edildiğinde görüleceği gibi, gübre sektöründe faaliyet göstermek oldukça riskli bir yatırımdır. Kimyevi gübrelerde yüzde doksanın üzerinde dışa bağımlı olduğumuz dikkate alındığında, temin edici firmalar bu gübrelerin bedelini dolar olarak peşin ödüyor, bin bir meşakkatle yasal prosedürleri ve gümrük işlemlerini tamamlayıp gübreyi millileştirene ve tescil alıncaya kadar ödedikleri nakit para da maliyetin oldukça yükselmesine neden oluyor. Ancak gübre firmaları gübreleri çiftçilere uzun vadeli veya mahsul hasadına endeksli olarak satıyorlar.
Satışlar uzun vadeli de olsa, tahsilatını yapan firmalar oldukça şanslı, zira birçok firma muhtelif nedenlerle (doğal afetlerden dolayı tarım ürünlerindeki rekolte düşüklüğü, tarım ürünlerinin değerinde satılamaması, komisyoncu çeklerinin karşılıksız çıkması vs. gibi) hiç tahsilat yapamadan öz sermayelerini de tüketip 2014’de sektörden ayrılarak borç batağına maruz kalmışlardır.
Neticede 2014 yılı; gübre sektörü için kâbus sayılabilecek kadar zor bir sene oldu. Ancak her şeye rağmen faaliyetini sürdürme mücadelesini veren firmalar umutlarını tüketmediler. 2015 yılı için gerek bürokrasiden kaynaklanan yasal prosedürlerin hafifletilmesi, gerekse tahsilât sorunlarının çözülmesi için yetkililerin bir çözüm bulacaklarına olan inançlarını korumaktadırlar.